Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Yarı Finale Kaldılar Kupaya Göz Koydular      Trafik Lambası Şart!      Troya 2018 Çan Robot ve Proje Yarışmaları Başladı      Bangladeş İstanbul Başkonsolosundan Ziyaret       Turan, “Gelibolu Ulaşım Anlamında Altın Çağını Yaşayacak”      Seçim Propagandalarına Dikkat Edin, Kandırılmayın! (1)      Esnafa Yabancı Dil Desteği      Doğtaş İtalyan Shernon ile Dağıtım Anlaşması Yaptı      Vefat ve Başsağlığı      Dernek Beyannamelerine 30 Nisan Son!      İki Araç Çarpıştı: 1 Yaralı      Pedallar Döndü, Çocuklar Güldü      Doğtaş Kelebek Mobilya Başarısıyla Göz Kamaştırıyor      AK Parti Kepez de 24 Haziran Toplantısı       Her Hafta Bir Başkan: Zeki Kama      Belediye Kreşlerinden Coşkulu 23 Nisan Kutlaması      Bigalı Matematik Dehaları!      Haftalık Faaliyet Programı 28.04.2018 – 04.05.2018      ÇTSO Meclisi Yeni Dönemin İlk Toplantısını Yaptı      Kolej Öğrencilerinden Anlamlı Ziyaret     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Ali Galip Akyıldırım
12
14
16
18
07/04/2018 20:43
Gençleri Anlamıyoruz, Gençlerden Korkuyoruz!

Gençlerin çok kolay harcandığı bir ülkede yaşıyoruz.

Heyecanlarını, ülkeden ve yönetenlerden beklentilerini anlayamıyoruz.

Taşkınlıklarını “isyan” olarak algılıyoruz.

Sokakta hak aramalarına” terörist” damgası vuruyoruz.

Düşüncelerini yaşamın bir parçası haline getirmiş ve babalarından farklı yaşayan gençleri sevmiyoruz.

Bizim gibi düşünsünler, bizim gibi yaşasınlar istiyoruz.

Onların her şeyi bize göre aykırılıktır.

Ruhlarını köreltip, içlerine hapsettiğimizde de “sorumsuzluk” damgasını acımadan vuruyoruz.

Aslında kabul etsek de etmesek de; gençlik, ruhun bedene, bedenin düşünceye, düşüncenin kendisini anlamayanlara verilen tepkinin, yanlış anlaşılmanın ve yanlış anlaşılan bir başkaldırının adıdır.

Başkaldırı diyorsak bu çocukluktan gençliğe geçişte değişimin adıdır.

Çünkü her değişim sancılı olur, çünkü her değişim yeri geldiğinde meydan okumaları beraberinde getirir.

Çocuk denilecek yaşlarda her şeye “evet” demesini beklediğimiz o çocuğun yerine artık her şeyi sorgulayan yep yeni birey vardır.

Kendisini kabul ettirmesi için de ruhunda bir asilik vardır.

Genç olmak, umut dolu olmaktır.

Genç, yüreğinde ve duyguların da hep yeni umutlar ve beklentiler taşır.

O umutları, hayalleri ve beklentileri yaşamak ister.

Büyükleri tarafından anlaşılmak ister.

Genç, hataları ile kabul görmek ister.

Yaptığı bir hatanın ömür boyu kendisi ile yaşamamasını ister.

Gençlik duygusu ile yanlış kararlar alsalar dahi o kararların sonuçları ne olursa olsun o kararların sonuçlarının bir deneyim olarak görülmesini ister.

Genç, anlaşılmak ister, iş ister, üretmek ister, çalışmak ister, beyin ve fizik gücünden yararlanılsın ister, zamanı geldiğinde yönetmek ister, ülkesini daha ileriye taşımak ister, aile olmak ister, saygın bir toplumda saygın birey olmak ister. İsteklerinin gerçekleşmesi için mücadele eder.

Çünkü gençten hem ailesinin, hem kendisinin hem de çevresinin beklentileri vardır. Çünkü genç herkes için bir umudun adıdır.

Gençlik, yanlışlığı ve haksızlığı kabul etmediğinden, bunları düzelteceğine inandığı için, kullandığı yöntemlerden dolayı  “asi”liğin adı da olsa aslında “asi” olan kendisi değil damarında dolaşan kanın deliliğindendir asiliği.

Bundandır ki gençlere “delikanlı” denilmiştir.

Genç yeri geldiğinde alınmayacak risklerin alındığı bir dönemin, dünyaya meydan okumanın, beğenilmenin ve takdir edilmenin adıdır.

Genci anlamak olgun kişinin kendi gençliğine saygısı demektir.

Gençlik zamanında yaşanmamışsa bir daha geri gelmemenin adıdır.

Genci anlamak için “bir zamanlar bizde gençtik” sözünü söylüyorsanız o zaman gencin hakkını vermeniz gerekir, genci anlamanız gerekir.

Yok, yaşanmamış bir gençlikse sizin yaşadığınız o zamanda genci değil de kendinizi sorgulamanız gerekir.

Kabul etmeliyiz ki, biz yaşlılar, orta yaşlılar, seçim meydanlarında gençlere bağırıp kızanlar, prostatlılar, gençlerden korkuyoruz.

Hatalarımızı yüzümüzü vurmalarından, onların cesaretinden, bilgisinden, gelişmelerinden korkuyoruz.

Tek tip genç yaratmak istiyoruz. Bunu başarmak içinde içtiklerine, yediklerine, saçlarına, kıyafetlerine, arkadaşlıklarına ve özel hayatlarının her şeyine karışıyoruz.

Onlar bizim yanlışlarımızı görüp eleştirdikleri zamanda ortalığı savaş alanına çevirebiliyoruz.

Biz büyükler, onların geleceğine ışık tutmak yerine, kendilerini yok etmelerini istiyoruz.

Hemen yaşlanmalarını, bizlere saygı göstermelerini bekliyoruz ama biz onlara saygı göstermiyoruz çünkü gençleri sevmiyoruz.

Sevmiş olsaydık, üniversiteler de düşüncesini açıklayan, protesto gösterisi yapan gençlerin üzerine polisimizi göndermezdik.

Sokakta protesto yapan gençlere esnaflarımızın ellerinde palalarla ve sopalarla, tekmelerle gençleri dövüp öldürmelerine, yaralamalarına izin vermezdik.

Onlara karşı örgütlenen sistemin uşağı oluyoruz da, onların örgütlenmesine bütün silahları doğrultarak savaş ilan edebiliyoruz. Bu mudur gence duyulan sevgi.

Devlet gençlerinden korkmamalı. Onlara güvenmeli. O güveni gençlere hissettirmeli ve demokrasiyi bu şekil öğrenmelerini sağlamalıdır.

 Ülkemiz de devlet geçmiş yıllarda da gençlerinden korktu gençlerini astı.

Gençlerin okuduğu kitaplardan korktu kitapları yaktı.

Parasız eğitim isteyen gençler hapishanelere gönderildi.

Kısacası gençlerin dünya görüşlerinin bizim görüş alanımızın dışına çıkmasına izin vermiyoruz.

Bilinmelidir ki...

Gençleri anlamamak, umutsuzluğa sürüklemek, onlara şiddet kullanmak, acımasızca eleştirmek ülkenin geleceğine dinamit koymaktır.

Unutmayalım ki bizler ne ekersek onu biçeceğiz.

Anlayalım gençleri, onların önündeki tehlikeleri, riskleri biz kaldıralım.

Bırakalım doya doya yaşasınlar gençliklerini.

Yaşasınlar ki kendilerinden sonra gelecek gençleri daha iyi anlasınlar diye.

Ülkemize umut olsunlar diye.

Ali Galip AKYILDIRIM

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


İstekleriniz Sorunlarınız
İstek ve Sorunları Oku
İstek ve Sorun Yaz
 
 

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
Seçim Propagandalarına Dikkat Edin, Kandırılmayın! (1)
Alaattin Akçal
Hayalim “2 Adet Çikolata”
Buse Duman
Pardon Ama… Değişeceksiniz! Öyle ya da Böyle…
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Hey Siri!
Erdem Karan
Allah’a Ulaşmayı Dileyin Sevgiden Başka Ne Var ki? (37)
Feyhan Karakaş
Biga’nın Kanayan Yarası
Gizem Emre
Ateşte Açan Güldük, Çanakkale’de Öldük
Fatih Özdemir
Doğrusu “Yal-nız-lık” Mı?
Kadir Atay
Trafik Lambası Şart!
Murat Gülcen
-Coğrafya Kader midir?-
Osman Öztürk
GENDž
Ogün Doğan
Tahminler Şaştı
Ozancan Polat
Ucuz Strateji
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
Saim Tunçman
Hocam, Atatürk’süz 18 Mart olur mu!
Can Hastanesi Köşesi
LENFÖDEM Tanı ve Tedavisi
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0