Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Biga’da Yazar Kasa Fişiyle Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mesaj      Gençlerde Ruh Sağlığı       Londra’dan Gelibolu’ya Ziyaret      Biga Belediye Personeli Sağlık Taramasından Geçti      Ayvacık ve Eceabat’ta Göçmen Kaçakçılığı       Adaspor’dan Barış Harekatına Destek      Vefat ve Başsağlığı      Şampiyon 3 Puanla Başladı      Biga TSO Üyesi Sigorta Acenteleri Bölgesel Toplantıya Katıldı      Cezaevi Firarisi Biga’da Yakalandı      Biga TSO Yöneticileri TOBB Meclis Üyeleri Bilgilendirme Seminerine Katıldı      ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYİN Huzur içinde yaşamak(45)      Fatih İlkokulunun Tamamlanması İçin 5 Milyon Liralık Ödenek      Söndürmeye Gittiği Ev Kendi Evi Çıktı!      Amatör Lig’lerde Müsabaka Sonuçları ve Puan Durumları      Lidere Yan Bakılmıyor      Eymen ve Kaan Erkekliğe Adım Attı      Dr. Ender Saraç, Sağlıklı Yaşamın Sırlarını Anlattı      Dört Dörtlük Adaspor      Başkan Öz, Sporla İlgilenen Gençlere Yakın İlgi Gösteriyor     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Ali Galip Akyıldırım
12
14
16
18
12/09/2019 13:25
Kırılan Sandalye

Safevi Şahı İsmail’in Anadolu içlerinde yayılmaya çalıştığı dönemdir. Önce ideolojik olarak Anadolu insanını etkileyecek, ardından da Anadolu’yu topraklarına ekleyecektir.

Osmanlı Devleti bu hevesinden vazgeçirmek için, Şah İsmail’e defalarca elçi göndermiş, ancak tavrında bir değişiklik olmamıştır…

Hatta Osmanlı elçilerini bazen hapsetmiş, bazen de boynunu vurdurmuştur.

İstanbul’dan son bir elçi daha gönderilecektir, ancak sözünü dudaktan, gözünü budaktan sakınmayan dirayetli, cesaretli, ferasetli biri olması lâzımdır…

Mevcut isimler gözden geçirilmiş, bu işe hiç biri uygun bulunmamıştır.

Vezirlerden biri Muhsin Çelebi’nin adını ortaya atar: Arandığı gibi bir baba yiğittir, Muhsin Çelebi aranır, bulunur ve huzura getirilir.

Sadrazam karşısında eğilmez bile. Temenna edip durur. O kadar minnetsizdir. Durum anlatılır: Padişah kendisinden büyük bir hizmet beklemektedir.

Çelebi, görevi tereddütsüz kabul eder. Ancak bir şartı vardır: Devletten hiçbir şey kabul etmeyecektir. Maiyetini kendi parasıyla düzecek, esvaplarını kendisi diktirecek, kimse karışmayacaktır.

Biraz tuhaf bulunmakla birlikte, Muhsin Çelebi’nin bu şartı kabul edilir.

Muhsin Çelebi hazırlıklara başlar. Osmanlı’yı temsil edecek heyetin içinde yer alacak olanları özenle seçer. Her şey Osmanlı’nın şanına lâyık olmalıdır.

Her birine şık elbiselerini diktirir. Kendisiyle gelecek olanlar boylu-boslu ve güzel giyimli olmalıdır. Heyetteki insanlarla hayvanların kıyafeti, Osmanlı’nın zenginliğini ve ihtişamını yansıtmalıdır ki Şah İsmail kime meydan okuduğunu anlasın.

Tüm giderleri kendi kesesinden karşılayan Muhsin Çelebi, bütün mal varlığını rehin vererek kendisine pembe incili bir kaftan diktirir.

Kumaşı Hint’ten, incileri Venedik’ten gelen bu kaftanın bir benzeri daha yoktur ve bir servet değerindedir.

Muhsin Çelebi maiyetiyle birlikte yola çıkar ve nihayet Tebriz’e varır. Halk Osmanlı elçilerinin ihtişamını gıptayla seyreder. Şöhretleri kısa süre içinde bütün Tebriz’e yayılır. Osmanlı elçilerinin görkemini anlata anlata bitiremezler.

Sonunda Şah İsmail’in huzuruna alınırlar. Osmanlı elçisinin sırtında o muhteşem, emsalsiz Pembe İncili Kaftanı gören Şah İsmail’in dudakları uçuklar. Fakat bir hile düşünmüş, Osmanlı elçisini karşısında ayakta tutmak için salona ne koltuk ne sandalye koydurmuştur.

Muhsin Çelebi, her zamanki haliyle Şah İsmail’in huzurunda dimdik durur. Padişah’ın mektubunu çıkarır, öper, sonra da Şah’a uzatır.

Ardından, oturmak için bakınır. Oturacak yer bulamayınca, Şah’ın kendisini ayakta tutmak istediğini anlar. Bir çırpıda, o kimsenin bakmaya kıyamadığı muhteşem Pembe İncili kaftanı sırtından çıkarır. Bir savuruşta yere yayar ve üzerine bağdaş kurar. Sonra da başlar Osmanlı Padişah’ının mesajını sözlü olarak tekrarlamaya…

Şah şaşkınlıktan neye uğradığını şaşırmış, donup kalmıştır.

Muhsin Çelebi sözleri biter bitmez ayağa kalkar, kapıya yürür. Şah’ın bir veziri, Çelebi’nin kaftanını yerden toplayıp arkası sıra koşturur:

“Buyurun kaftanınızı unutmuşsunuz.”

Çelebi şöyle bir küçümseyerek Şah’ı süzer ve dudaklarını büzerek şöyle konuşur:

"Saraya gelen büyük bir ülkenin elçisini oturtacak yeriniz yok. Hem biz yere serip üzerine oturduğumuz şeyi, bir daha sırtımıza almayız! Bizden size hediye olsun”

Paha biçilemez kaftanı bırakıp çıkar, ülkesine döner.

İstanbul’da bu hikâyeyi duyan herkes Pembe İncili Kaftanın akıbetini merak etmektedir, ama Muhsin Çelebi tek kelime konuşmaz…

Tüm servetini bu göreve hazırlanmak için harcamıştır. Elinde kalan üç-beş kuruşla Üsküdar taraflarında küçücük bir bahçe satın alır ve sebze meyve yetiştirip satarak geçimini sağlamaya çalışır.

Şimdi sarayda sandalye kırılmış çok şey mi olmuş?

Oradakiler biraz eğlendiklerini sanmışlar hepsi bu.

Kırılan sandalyeden düşen de “ ikinci gelişimde sağlam otururum” demiş.

 İmamoğlu’nun sandalyesinin kırılması haberini duyar duymaz aklıma büyük yazarımız rahmetle andığım Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” hikâyesi geldi.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
Aslında Düşmanımız Amerikadır! Savaşacağımız Ülkede Amerikadır!
Alaattin Akçal
Hayalim “2 Adet Çikolata”
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Hey Siri!
Erdem Karan
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYİN Huzur içinde yaşamak(45)
Kadir Atay
Çakallarla Dans
Murat Gülcen
-Kafa Yoranlar-
Niyazi Kısacık
Ceviz Kurdu
Uzm. Klinik Psikolog Nevzat Hasdemir
Çocuklarınızın Hayatını Kurtarın !!!
Ozancan Polat
Ucuz Strateji
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
Lütfi Özgünaydın
Ege de Dört Gösteri Yaptım
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0