Ali Galip Akyıldırım

Kıyaslama

Yıl 1919 İstanbul’da İngiliz bayrakları dalgalanmakta. Padişahın sarayı abluka altında. Yani Osmanlı’nın başkenti işgal atındaydı.

Yıl 30 Ağustos 1922 İstiklal Savaşının zaferle sonuçlanması. Yurdun her karış toprağının düşman işgalinden kurtulması.

Yıl 1923 Osmanlı Padişahlığının hiçbir hükmünün kalmaması ve cumhuriyetin ilanı.

KISACA: Mustafa Kemal yurdumuzu düşmanlardan kurtardı. Elimizden alınmış topraklarımızı geri kazandırdı. Ezanlarımız özgürce okundu, bayrağımız özgürce dalgalandı.

Sonra mı? Bu halkın kendi kendisini yönetmesi için cumhuriyet ilan edildi. Köylünün çocuğu da, kentlinin çocuğu da bu ülkeyi yönetme hakkını elde etti. Osmanlıdan kalan ve ülkeyi ipotek altına sokan Osmanlı sarayının borçları ödendi.

Hastalıklarla mücadele edildi.

Fabrikalar açıldı.

Yollar, köprüler, devlet binaları, en önemlisi de okullar yapıldı.

Okuma yazma oranı yüzde 80 arttı.

Milletin başına bela olmuş tarikat ve cemaatler kapatıldı.

Cumhuriyetimizin 15.yılına kadar yollar, demir yolları, uçak fabrikası, silah fabrikası yapıldı.

SONUÇ: Mustafa Kemal mucizeler yarattı!

Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra da yönetime gelen her hükümet ülkenin kalkınması için vergilerimizle yatırımlar yaptılar. Çağın gelişmişlik imkânlarından ülkemizi ve insanımızı yararlandırdılar.

İnönü döneminde ülkemiz 2.Dünya savaşına sokulmadı netice de ekonomik olarak batmadık.

Aç kaldık ama babasız kalmadık.

Bir avuç buğdayımızı askerimizle, milletimizle paylaştık ama dış güçlere boyun eğmedik.

Menderes döneminde dış borçlarla daha çok büyüdük. Ama ciddi mana da Amerika’ya borçlandık.

Süleyman Demirel döneminde ülkemiz hayal edemeyeceğimiz barajlara kavuştu. Tarım çok daha fazla gelişti. Çok sayıda fabrikalar kuruldu. İstihdamlar yaratıldı.

Ecevit döneminde dünyada ki krize rağmen büyümemiz devam etti. Amerika’ya kafa tutarak Kıbrıs’ı fethettik.

Turgut Özal döneminde dünyaya açıldık. Dünya da kullanılan teknoloji ülkemize girdi. Borçlandık ama dünyayla bir daha yeniden tanıştık. Ciddi büyük teknolojik yatırımlar yapıldı. Yollar yapıldı. Havalimanlarının sayısı arttı.

Erdoğan döneminde aynı şekil yapılması gereken veya yenilenmesi gereken yollar yapıldı. Dünyanın kullandığı imkânlar ülkemizde de kullanıldı.

Ama hiçbir lider şimdiye kadar çıkıp ta “ben size bir vatan bağışladım. Ben sizi esaretten kurtardım. Ben sizi hastalıklardan kurtardım, ben sizi savaşın kucağına atmadım. Ben sizin karnınızı doyurdum. Yol yaptım, Köprü yaptım. Fabrikalar yaptım, barajlar yaptım” demediler.

Çünkü yapılanlar Türk Milletinin boğazından kesilenlerle, vergilerimizle, fedakârlığımızla, canımızla, kanımızla yapılmıştır.

Ama ne yazık ki son dönem yapılan her yatırım bir kişiye mal edilmekte milletin başına kakılmaktadır.

 Dikkat ettiyseniz gelişmiş ülke başkanlarından "yol yaptık, köprü yaptık, evlere su getirdik" tarzında açıklama duymamışsınızdır.  Çünkü yapılan hizmetler bu ülkenin en değerli kaynakları olan insanımızadır.

Devletin milletine yaptığı hizmetler "lütuf" değildir! Vazifedir!