Ali Galip Akyıldırım

Yapmayın, Etmeyin, Ayrıştırmayın!

Bir zamanlar bizim insanlarımızın kardeşliği, dostluğu, bir birine olan nezaketi kimselerde yoktu.

Bizim insanımız ki, yediği lokmayı komşusuyla paylaşmayı görev biliyordu.

Komşusu sıkıntıdaysa kendisini rahat hissedemezdi.

Aynı mahallenin insanları siyaset yüzünden bir birlerine hakaret etmezlerdi en fazla siyasi görüşü doğrultusunda isim takılırdı. “Bizim aşrı Ahmet, bizim komünist Haydar gibi, bizim kurtçu Hasan” gibi…

Herkesin seçimlerde desteklediği ve oy verdiği bir parti mutlaka vardı. Ama bu hiçbir zaman komşuluk ve insani ilişkileri bozmazdı.

Tatlı muhabbetlere tanık olurduk.

O günleri sadece özlüyoruz.

Çünkü bu ülkede elmaya kurt girdi bir kere…

İçten içe kemiriyor tüm kardeşlik duygularını.

Herkes diğerine “karşı taraf” diyor.

Gittikçe bozuluyor dengeler.

Önce Kürt-Türk olduk ayrıldık.

Sonra Alevi-Sünni olduk öfkeye kapıldık.

Birileri toplumda güvensizliği kışkırtarak ülkenin kalbine hançer sokmak için uğraşıyor.

Gittikçe bozuluyor dengeler.

Ölüler bile görebiliyor nereye gittiğimizi de biz yaşayanlar göremiyoruz.

Evet, herkes bir birine “karşı taraf” diyor.

“Ya tarafsın ya bertarafsın” sözü slogan gibi söyleniyor.

Şehitlik mertebesine erişenlerin cenaze törenine bile “şu partililer gelmeyecek” gibi ciddi talimatlar veriliyor.

Birbirine düşürülmüş toplumda sanki ikiye bölünmüş ülke ruhunu yaşıyoruz.

Aynı çeşmenin suyundan içen, aynı toprağın çocukları, birbirini tanımıyor bile.

Bunun adı, bir yangının orta yerinde ateşle oynamak, ateşe benzin dökmek gibi bir şey. Farkında değiliz gibi ama uçurumun kıyısındayız.

Seçim öncesi televizyon ekranlarına mitinglere baktığımız da nefretin büyüklüğünü çok daha net gördük.

Toplumu sükûnete davet etmesi gerekenler toplumu gerdikçe gerdiler.

Bir birlerini yuhalattılar.

Her miting meydanı, her haber kanalı siyasilerin  “karşı tarafa” meydan okuma yeri olmuş.

Miting meydanlarında ki ve televizyon programlarında ki söylemlere baktıkça, birlik ve bütünlüğümüzün can çekiştiğini görüyoruz.

Ülkeyi ileriye götürecek projelerden bahsedilmiyor. Dostluktan, sevgiden, saygıdan, utanmaktan hiç bahsedilmiyor.

Herkes bir birine laf yetiştiriyor. Bağırarak hakaret ediyorlar.

Siyasilerin ağızlardan çıkan her kelime bizlere tehlikenin büyüklüğünü işaret ediyor.

Duyabiliyor musunuz?

Bundan cesaret alan, iktidarın siyasi kültürden yoksun yerel siyasi figürleri kendisinden olmayanlara her türlü zulmü reva görmektedirler.

Siyaseti bilenler ve siyasi kültüre sahip olanlar ister iktidardan olsun ister muhalefetten, onlar ise sadece üzülüyorlar.

Cümle âlem bir birine dargın. Selamlar bile alınmıyor “karşı taraftan”

Kimsenin kimseye ne güveni ne saygısı kalmış.

Diller küfür kıyamet.

Ayıp olan şeyler ayıp değil.

Kim daha okkalı küfredebiliyorsa o alkışlanıyor.

Ülkenin çalışan, üreten masum insanları çaresizliğe boyun büküyor.

Sadece Allah’a güveniyor insanlar.

“Karşı taraflar” kapıştıkça, uçuruma daha da yaklaştığımızı fark ediyoruz.

Sanki dört yanımız uçurum, dört yanımız ihanet.

Düşünüyorum da...

Boş gözlerle seyrettiğimiz bu korku filmi ne zaman bitecek?

Bütün ışıklar söndükten sonra mı?

Ali Galip Akyıldırım