Buse Duman

Küçücük Ruhlara Kocaman Duygular...

İnsanın kendi hayatında yaşaması seçimler, vazgeçişler ve sonuçlardan ibaret. Attığın adımlar, aldığın nefes, baktığın yer, dokunduğun her şey de bunun etrafında şekilleniyor. Her zaman bir şeyi kabul ederken, diğer seçeneklerden vazgeçmek zorunda kalıyorsun.  Her karar birer seçim ve her seçim birer vazgeçiş hayatımızda. Sürekli tekrarlayıp duruyorsun kendine, ‘’hayat üzülmek için çok kısa’’ fakat bunu söyleyebildiğin zamanların mutlu olduğun anlar olduğunu unutuyorsun.

Çünkü ne kadar inkar edersen et canını sıkan şeyler tazeyken, beynin bu acının etkisi altına kalmışken bunu kendine bir türlü hatırlatamıyorsun. Ruhun ısrarla bu düşünceyi reddediyor çünkü hissettiğin acı bunun önüne geçiyor.

İnsan bazen fazla düşünmemeli her şeyi, ama her zaman da düşünmeden hareket etmek yaralar içimizi. Düşünmeden atılan adım, taklayı getirir. O taklada tecrübeyi çekeler insana doğru fakat can yanar bir kere. Pişman oluruz. Olmalıyız da zaten çünkü bilmeliyiz insan olduğumuzu ve hatalar yapmadan olgunlaşamayacağımızı. Yaptıklarımız can yakar, yine de yapmamanın acısının daha kötü canımızı yaktığını biliriz içten içe. Grileşmek değil mesele ya da herkes gibi olmak değil. Bu hayatta herkes gibi gri olmak, hiç yaşamamaktır bana göre. Farkı olmalı insanın. Aynı değil, standart değil, yapılanı değil daha iyisini, daha başkasını, daha özelini, daha güzelini istemeli, yapmalı, oluşturmalı hatta yaratmalı. Başka bir renk olmalı insan, bambaşka bir renk. İsmi cismi olmayan bir renk olmalı, onun yanın da bazen siyah bazen beyaz olmalı insan. Kimine siyah, kimine beyaz…  Ama hiç bir zaman karıştırıp gri olmamalı. Her şeyin azı karar, çoğu zarar demişler. Bana göre ah ne de doğru demişler. Çünkü ancak bazı şeylerden tat almayı, dozunda bırakabilirsek başarırız. Sürekli tek tarafa bakmak, tek bir huya bağlı kalmak, tek bir ideolojiyi savunmak, tek bir eğlence ve yaşam stiline sahip olmak erken hissizleştirir insanı. Temizlik olmasa kirliliğin, kirlilik olmasa temizliğin var olamayacağını unutmamalı insan. Diyeceğim o ki bazen düşünüp, bazen de bir anda karar verip yapmak lazım her şeyi. Ufak şeyleri büyütmemeyi, büyük şeyleri küçültmemeyi öğrenmeliyiz mesela. Her şeyi ederi kadar usulünce yapmalıyız. Pişman olmalıyız ama üzülmeyi hak ettiğimizi kabullenerek pişman olmalıyız. İnsan kendini bilmeli yahu! Kendi notunu kendi vermeli, kendi cezasını kesmeli, kendini iyileştirmeli. En çok kendini sonra güzel insanları sevmeli, ama en çokta kendini mutlu edebilmeli. Velasıl kelam hayat kısa olabilir fakat o kısa hayatta üzüntülerde varsa bazı şeylerin anlamı var. Mutluluğun tadını alabilmek için mutsuzluğu, acıları hatta umutsuzluğu tatman gerekir. İnsan kendine her şeyiyle sarılmalı. Yapsaydım ne olurdu demek yerine yaptım olmadı de kendine. Acılarına dört kolla sarıl, onlar senin anıların, anıların senin tecrübelerin, tecrübelerinse seni sen yapan herşey. Bu hayatta ki en güzel şey sensin unutma. Hayatın özü bu, bundan ötesi yok.