Erdem Karan

Allah’a Ulaşmayı Dileyin Muhteşem Örnek (6)

Değerli okuyucular; Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de bizlere Sahabe büyüklerimizi örnek göstermiştir. Bir çok ayette Rabbimiz Sahabenin hayatından örnekler göstererek, bizlerin onlar gibi mutlu olmamızı istiyor.

Peygamberimizin(s.a.v) gönderildiği, Cahiliye toplumu dediğimiz toplumda, Allah inancının olmadığı, insanların putlara taptıkları söylenir. Her dönemde olduğu gibi o dönemde de mutlaka Allah’a inanmayan insanlar olsa da gerçekte büyük çoğunluk belki de %90 dan fazlası Allah’a inanıyorlardı. Allah inancı toplumların çoğunluğun da hakim unsurdu. Yahudiler ve Hristiyanlar zaten Allah’a inanıyorlardı.  Birçok ayette bunun işaretini görebilirsiniz.

Ankebut-61 Ve muhakkak ki eğer sen onlara, "Gökleri ve yerleri kim yarattı, Güneş ve Ay’ı kim (size) musahhar (emre amade) kıldı?" diye sorarsan mutlaka, "Allah" derler. O halde nasıl (haktan batıla) döndürülüyorlar?

 Lokman-25  Ve eğer onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan, mutlaka "Allah" derler. "Hamd Allah’a aittir." de. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Zuhruf-87  Ve eğer gerçekten onlara: “Kendilerini kim yarattı?” diye sorarsan, mutlaka “Allah” diyeceklerdir. Buna rağmen (Hak’tan) nasıl döndürülüyorlar?

Peki Kuran-ı Kerim’de de (Necm-19-20) isimleri geçen (lat,uzza,menat)’a o zamanın insanları neden tapıyorlardı? Onlar, bu putlara Allah diye tapmıyorlardı. O putların kendilerini, Allah’a ulaştıracaklarına inanıyorlar, onlara taparak, bu sayede Allah’ın rızasını kazanacaklarına inanıyorlardı.

Halbuki  Allah’u Teala onlara  gönderdiği Resulüne tabi oldukları takdirde  Allah’a ulaşabileceklerini onlara söylüyordu, Resulü vasıtasıyla ayetlerle.

O zamanda da, Allah’a inanç olsa da, bu insanların Resulün getirdiği  Allah’ın ayetlerine inanmamaları ve ayetleri yaşamamaları yüzünden, Allah’ın rızasını kazanmaları mümkün olmamış.  

Ankebut-2 İnsanlar, "amenna (îmân ettik)" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?

Ankebut-3 Ve andolsun ki onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah sadıkları da (doğru söyleyenleri de) tekzip edenleri de (yalancıları da) mutlaka bilir.