Erdem Karan

Allah’a Ulaşmayı Dileyin Muhteşem Örnek (7)

       Değerli okuyucular; Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de bizlere Sahabe büyüklerimizi örnek göstermiştir.           

       Sahabe büyüklerimizin yaşadığı Cahiliye döneminde putlara tapıldığı, Allah inancının olmadığı zannedilse de, gerçekte durum bunun tam tersidir. Geçen hafta birkaç ayet yazmıştım. Kuran’ı Kerim’de bir çok ayete göre o dönemde Peygamber Efendimizin yaşadığı Arap kavminde Allah inancının yaygın oldu anlaşılıyor.

         Bu durumu açıklayan ayetlerden biride Bakara-26 ayetidir. Ayete dikkat ederseniz Allah’ın kafir dedikleri insanların “Allah bu misalle ne demek istedi” diye soru sorduklarını görürsünüz. Bu ayetten şöyle bir sonuçta daha çıkıyor. Demek ki “kafir”  sadece Allah’a inanmayanlara denmiyormuş.

         BAKARA-26 Muhakkak ki Allah bir sivrisineği, hatta onun üstünde olanı da misal vermekten çekinmez. Fakat âmenû olanlar , onun Rab’lerinden bir hak olduğunu bilirler. Kâfirler ise: “Allah, bu misalle ne demek istedi?” derler. (Allah) onunla birçoğunu dalâlette bırakır, birçoğunu da onunla hidayete erdirir. Ve onunla fâsıklardan başkasını dalâlette bırakmaz.

         Rabbimiz Allah’ın ayetlerini inkar edenlere de kafir demektedir. Sahabe ise Nebi Resulün getirdiği onlara öğrettiği ayetlerin hepsine  iman etmiş ve hayatlarına tatbik etmişlerdir.

         ARAF-157 Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma’ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O’na îmân ettiler ve O’na saygı gösterdiler ve O’na yardım ettiler ve O’nunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân-ı Kerim’e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.