Osman Öztürk

GENDž

Genç Türk Dil Kurumu’na göre yaşı ilerlememiş olan demek. Aslında hepimizin anlamını bildiği ama çok geniş ve bir o kadar da karmaşık bir kelimedir. Bizim ülkemizde her zaman kullanılan cennet gibi kimsenin görmediği ama yazlarını orda yaşamış gibi anlatılan bir söz.

Her ortamda her yerde genç gerekli siyasette, sanayide, iş dünyasında nereye baksanız her zaman bir genç kelimesi duyarsınız. Bir zamanlar bir araya gelerek Genç İş Adamları dernekleri de kurulmuştu.

Siyasette ki genç’e bir bakalım. Aslında herkes genç lazım diyor. Genç’in siyaset yapabilmesi için en az iki yüz bin lira nakit para ayırması, elle tutulur bir mesleği olması ve kariyeri mutlak olmalı.

Kendinden 60 yaş büyük delegelerle kanka olması, parti içi ayak oyunlarında idmanlı olması ve hatta gerektiğinde ölmesi gerek. Merkez ilden ve ilçelerden onun adına çalışacak genç kadın ve ikinci emekliliğine gelmiş bütün üyeleri tanıması, Ankara’dan amca, dayı atamaları ile gelecekler tarafından ayağı kaydırılmaması için mümkünse 1. Derecede akraba olması, çenesinin iyi çalışması, kendini dinletebilmesi şarttır. Aslında bunlar klişe yazmaya bile gerek yok.

Sonuç olarak bu yeteneklerin hepsi olacak, 35 yıl içerisinde tüm yeterliliği ve imkanları tamamlayana genç diyorlar. Her dönem mecliste 3-5 genç bulunur. Partiler her zaman seçilme yaşını 18’e indirmeyi kabul ederler, bunu kabul edeni zaten direk başbakan yaparlar. Hiçbir partinin desteğine ihtiyaç bile olmaz.

Benim anlattıklarım birazda yemek tarifi gibi oldu ancak memlekette çoğu kavram çorbaya dönmüş genç tanımı da çorbaya dönüyor diye düşünüyorum. Herkesin isteyip, söyleyip te önemsemediği genç lazım bu ülkeye, genç…
Saygılarımla…