Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Yarı Finale Kaldılar Kupaya Göz Koydular      Trafik Lambası Şart!      Troya 2018 Çan Robot ve Proje Yarışmaları Başladı      Bangladeş İstanbul Başkonsolosundan Ziyaret       Turan, “Gelibolu Ulaşım Anlamında Altın Çağını Yaşayacak”      Seçim Propagandalarına Dikkat Edin, Kandırılmayın! (1)      Esnafa Yabancı Dil Desteği      Doğtaş İtalyan Shernon ile Dağıtım Anlaşması Yaptı      Vefat ve Başsağlığı      Dernek Beyannamelerine 30 Nisan Son!      İki Araç Çarpıştı: 1 Yaralı      Pedallar Döndü, Çocuklar Güldü      Doğtaş Kelebek Mobilya Başarısıyla Göz Kamaştırıyor      AK Parti Kepez de 24 Haziran Toplantısı       Her Hafta Bir Başkan: Zeki Kama      Belediye Kreşlerinden Coşkulu 23 Nisan Kutlaması      Bigalı Matematik Dehaları!      Haftalık Faaliyet Programı 28.04.2018 – 04.05.2018      ÇTSO Meclisi Yeni Dönemin İlk Toplantısını Yaptı      Kolej Öğrencilerinden Anlamlı Ziyaret     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Murat Gülcen
12
14
16
18
29/03/2018 16:45
-Coğrafya Kader midir?-

Bin yıllarca konar-göçer bir yaşam biçiminde kalan İnsanoğlu, farklı kavimlerin birbirleri ile etkileşimleri sayesinde tarihsel, sosyal ve kültürel, teknolojik gelişime imza atmıştır. Yerleşik hayatla birlikte bu etkileşimler, ister savaş yoluyla olsun ister ticaret yoluyla, insan topluluklarını, giderek artan bir hızla ileriye, gelişime taşımıştır. Kapalı toplumlar ise kendi kısır döngülerinde hapsolmuş ve gelişimden nasiplerini alamamışlardır.

Uygarlığın gelişim seyrinin bazı coğrafyalarda daha hızlı bazılarında ise görece yavaş olmasının sebebi, toplumların kaderlerinde çokça söz sahibi olan coğrafya olduğu kadar barındırdıkları insan unsurudur. Jeopolitik konum, iklimsel yapı, coğrafi çeşitlilik, insanların gelişimlerine doğrudan etki edebilen dışsal etmenlerdir. Fakat tarih bize göstermiştir ki çok zor çevresel koşullar altında bile insanlar kendi toplumlarından sıyrılmayı başarabilmiş ve evrensel kabul gören bilim ve sanat insanları olabilmişlerdir.

Coğrafyanın insanlar ve kültürler üzerindeki etkisini sosyal bilimlere kazandıran ve “iklim teorisi”nin sahibi olan İbn-i Haldun da kendi coğrafî koşullarının sınırlamalarından sıyrılarak evrensel bir değere dönüşen İslam âlimidir. Kişilerin alışkanlıklarının, düşünüş ve üretim biçimlerinin, tembellik/ çalışkanlıklarının(ve bunların siyasal yapıya etkisinin-demokrasi ya da diktatörlük gibi-) iklime doğrudan bağlı olduğunu öne süren bu teori İbn-i Haldun’dan yüzyıllar sonra Fransız sosyal bilimci Montesquieu tarafından da işlenmiş ve bu teori daha çok Montesquieu ile anılır olmuştur.

İslam coğrafyasının kendi değeri olan bilim adamına ve onun bilimsel çalışmalarına kayıtsızlığının bir sonucu olarak bugün iklim teorisi denildiği zaman Montesquieu’nun adı akıllara gelmektedir.

Kendi coğrafyasının ve kendi teorisinin bir istisnası olan İbn-i Haldun sosyolojinin babası olarak görülmektedir. Modern sosyolojinin, siyaset biliminin ve tarih çalışmalarının olmazsa olmaz, kült, başvuru kitaplarından biri olan Mukaddime’nin yazarıdır. Sanatsal ve bilimsel üretim süreçleri, kişinin kendisini, içtimai çevresini bilmesiyle ve bu bilgilerin ışığında kendisini aşması ile mümkün olabilmektedir.

Yunus Emre’nin söylediği gibi “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendin bilmezsen/ Ya nice okumaktır.” Ancak kendini bilen kişi bilime ve sanata katkıda bulunabilir. Kendini bilmek toplumsal ve kültürel olarak önce yetiştiği toplumun tarihsel ve sosyal yapısını sonra da evrenseli bilmekle mümkündür. Dolayısıyla bu süreç yerelden evrensele uzanan meşakkatli ve fakat artarak kuvvetlenen bir dinamo gibidir. Geri kalmışlık, ancak bilginin hâkimiyeti ile kader olmaktan çıkar.

İbn-i Haldun gibi bireysel örneklerin haricinde, Dubai şehri de coğrafyanın bir kader olmadığına bir örnek olarak gösterilebilir. Çölün ortasında muhteşem bir mimari donanımla yükselmiş; aklın ve bilimin öncülüğünde çölde bir kasaba kaderini aşarak dünyanın önde gelen şehirlerinden biri haline gelmiştir.

Evet! Coğrafya kaderdir. Ancak bu bahsi geçen toplumsal kader, değiştirilemez değildir.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


İstekleriniz Sorunlarınız
İstek ve Sorunları Oku
İstek ve Sorun Yaz
 
 

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
Seçim Propagandalarına Dikkat Edin, Kandırılmayın! (1)
Alaattin Akçal
Hayalim “2 Adet Çikolata”
Buse Duman
Pardon Ama… Değişeceksiniz! Öyle ya da Böyle…
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Hey Siri!
Erdem Karan
Allah’a Ulaşmayı Dileyin Sevgiden Başka Ne Var ki? (37)
Feyhan Karakaş
Biga’nın Kanayan Yarası
Gizem Emre
Ateşte Açan Güldük, Çanakkale’de Öldük
Fatih Özdemir
Doğrusu “Yal-nız-lık” Mı?
Kadir Atay
Trafik Lambası Şart!
Murat Gülcen
-Coğrafya Kader midir?-
Osman Öztürk
GENDž
Ogün Doğan
Tahminler Şaştı
Ozancan Polat
Ucuz Strateji
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
Saim Tunçman
Hocam, Atatürk’süz 18 Mart olur mu!
Can Hastanesi Köşesi
LENFÖDEM Tanı ve Tedavisi
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0